16 Mart 2016 Çarşamba

BİR İÇ DÖKÜŞ VE YANINDA GÜZEL BİR HABER :)

Gönderen eesraaanınblogsesi zaman: Çarşamba, Mart 16, 2016 2 yorum

    Yine yine yine uzun bir aradan sonra merhaba. Bu yazıyı yazıp yazmamak konusunda içten içe baya düşündüm sanırım. Her duygu herkese anlatılmalı bilmiyorum. Ve sanırım bu yazıyı en çok ta kendim için yazmak istiyorum. Belki başına gelmeyen ama çevresinde şahit olan varsa; daha özverili davranır da, başka insanların hem özeline hem duygularına hem de mahremiyetlerine el uzatırken bir iki kere daha düşünür okuyan bir kaç kişi.
   Yaklaşık iki buçuk üç yıldır bir bebek sahibi olmak istiyorduk. Tabi ki çoğu evli çift gibi hiç beklemek zorunda kalabileceğimizi düşünmedik. Bu süreç hemen hemen herşeyi (imkanlar dahilinde) hop diye elde edebildiğimiz şu zamanlarda bizi, en çok ta beni yordu. Çevreden gelen sorular,bakışlar,beklentiler vs derken. Bi baktım ki kendime başka bir dünya kurmak istiyorum. Çünkü; toplum olarak bir sınırımız maalesef yok. İlk defa karşılaştığımız birisine dahi en özel soruları sormayı kendimizde hak görebiliyoruz. Mesela; bir insanın bebek sahibi olmayı artık istediğini bile bile ona ''Var mı bebek? Doktora gittin mi? Bak şunu kullan iyi gelir. '' minvalinde zibilyon tane soru ve öneriyle gidilmesi. Bunlar tabi yine de masum sayılabilir. Fakat insan oturup düşünse; bu soruların cevabını sormadan da alabileceğini bilir.Eğer karşındaki seni kendine o kadar yakın hissediyorsa. Yani bir tercihtir bu, zorunluluk değil.
    Bu soruların bir de can acıtmak için sorulan türleri var ki; oraya hiç değinmek bile istemiyorum. Hiç beklemediğiniz kişilerden bilinçli olarak ta gelebiliyor. Sonra içinize atıp atıp, gizli bir stres yumağı haline geliyorsunuz. Ben ki sürekli kendime yeni uğraşlar bulan,eli boş durmayan, gezen,eğlenen bir insan olarak bunları yaşayabildiysem; söyleyecek sözüm yok. Esasen mutsuz muydum? Hayır değildim şükür. Fakat mahalle baskısı; mutsuz olmam gerektiğini,evladı olmayan bir insanın sanki dünyada hiç bir amaç güdemeyeceğini söylüyordu. Ben duymadım. Kulaklarımı kapattım. Sadece patavatsız konuşmalar da kendi kendime patladım,ağladım,rahatladım belki de. Eşimle mutluydum ve bu mutluluğu  huzursuz ama çocuklu bir evliliğe değişmezdim asla. 
   Sonrasında yaptığım tek şey, beni mutsuz eden insanlardan uzaklaşmak oldu. Yine eskisi gibi hayatıma devam ettim. Bazen aklıma geldi, içim burkuldu. Genelde yaşadığım anın tadını çıkarttım. Cünkü yapım gereği hayatı çok dramatik yaşayabilecek bir insan değildim,değilim de. Kendime yöneldim. Kendime yeni hedefler koydum. Doktorumuz da normal yollarla çocuk sahibi olabileceğimizi söylemişti zaten. Ne bu stres? diye göndermişti bizi ve yine daha çok beni. :) 
   Kendimi bildim bileli uyurken ağzımdan nefes alıyordum. Astım hastası olduğum için bu çarpı iki etki yaratıyordu bende. Ameliyat olmam gerekiyordu. Hazır bayılmışken ufak bir estetik müdahale de olsun istedim. Ve ameliyat oldum. Oldu mu? Olmadı mı?  vs derken; beta değerim 10.000 lere ulaşmışken hamile olduğumu öğrendim. Şu an dördüncü ayımı doldurdum. O kadar beklemiyordum ki. Uzun süre inanamadım. Kimseye doğru düzgün hamileyim de diyemedim. :) 
   Demem o ki; sizi üzen insanlardan durumlardan uzak durun ve uzak tutun. Şimdi nasipse bir oğlumuz olacak. Onu çok seveceğimi biliyorum. Ama hayatım çocuktan ibaret olmayacak inşallah. Ben Esra' yım ,evladım,eşim,kardeşim,ablayım,anneyim inş. Hepsi karakterimin bir parçası fakat tüme varımda Esra' yım işte. Yani birinin eksikliği sizi siz olmaktan,beni ben olmaktan alıkoymaz.
   Bir evladım olacağını bilmeseydim bu yazıyı yazar mıydım? Sanırım hayır. Malesef yine toplum olarak acımayı da seviyoruz ınsanlara, ortada acınacak bir durum yokken bile. O bakışlar gözden kaçmıyor yani. :)
   Böyle de bir bebek haberi açıklanmışmıdır daha önce bilmiyorum? Hoşgelir inşallah aramıza. :)
Hoşçakalın :)
  
  
  
   

5 Haziran 2015 Cuma

BURSA GEZİMİZ -1- iZNİK VE OYLAT MAĞARASI MACERAMIZ :)

Gönderen eesraaanınblogsesi zaman: Cuma, Haziran 05, 2015 4 yorum
 Merhabalar. :) Ne kadar zamandır yazmadığımdan dem vurmayacağım. :/ Bursa gezimiz o kadar güzel geçti ki hem anılarımdan ayrıntılar silinmeden hem de gidecek olanlara yardımcı olmak adına paylaşmak istedim. :) Öncelikle Bursa çok güzel bir şehir. Sadece merkezi değil görebildiğimiz ilçeleri de öyle. :)
 Booking'de yorumlara bakarak,özellikle merkezin içinde olan bir otel belirledik. Ki; ilk tek başına turistlik deneyimimizde bu çok işimize yaradı. :) Sabah dokuz da yola çıktık. İlk rotamız göz alabildiğince yeşilliklerle mavinin buluştuğu İznik ve İznik Gölü oldu. :) 
Evde gezilecek tarihi mekanları belirlemiştik. İlk önce Ayasofya Camii'ni ziyaret ettik. Kiliseden camiiye çevrilmiş Orhan Gazi tarafından. Detaylı bilgi için buraya. :)








Caminin bahçesinde böyle bir yol haritası gördük ve belirlediğimiz yerleri gezmemizde bize çok yardımı oldu. :)Aşağı yukarı gezilecek yerler iki cadde üzerinde. Biz arabayı parkedip; bazen sorarak bazen de harita üzerinden bularak gezdik. :)

 Sonrasında İznik Roma Tiyatrosu'na gittik. Biraz zor bulduk çünkü; kazı çalışmaları dolayısıyla kapalı olduğundan ilgi alanından çıkmış gibi gözüküyor. Nikaia Antik Kenti diye de geçiyor adı. Tabi içini gezemedik google'dan bakıp merakımızı giderdik. Başka bi yerden resim eklemek istemedim sormadan, maruz görün. :)


Bunlar teller ardından çekebildiğim resimlerdi. Depremler dolayısıyla yıkılmış harabeye dönmüş.
İznik'i çevreleyen 4 giriş kapısı var biz Yenişehir'i ve göl kenarındaki yıkılmış çok az bir parçası kalmış Göl Kapı'sını görebildik. Tarihe saygı duymayı ne zaman öğreneceğimizi de bilmek istiyorum. :/ 




 Kılıçaslan Cad üzerinde muhteşem İznik Çini'lerini görüp, gezip ilerledikten sonra sağ tarafta içerde kalıyor. :) Tabi ki bir çini aldım fakat incelemekten resim çekmeyi unutmuşum. :)

 Yeşil Camii'nin hemen karşısında Şeyh Kutbuddinzade Mehmet İzniki Camiisi ve İznik Müzesi var.

 Maalesef müze kapalıydı. Neden böyle denk gelir bilmem. :/



Yine parmaklılar arasından Roma dönemi eserlerini izledim. :)
 Sonrasında acıktık. Netten bulduğum tavsiyeler üzerine KöfteciYusuf'a gittik. Atatürk Cad. üzerinde. Yenişehir kapısına gitmeden sağda. Şimdiye kadar yediğim en güzel köfteydi. Ki etle pek arası olmayan biri olarak. Ekşi'de okuduğum bir yorum şöyleydi;'' Köfteci Yusuf'un köftesini beğenmeyen biri varsa büyük ihtimalle vejeteryandir.'' :D 
Aynı şekilde ekmek kadayıfını yemeden de ayrılmayın derim. Bursa'da baya şubesi var. Biz dönüş yolu üzerinde de bir şubesine uğrayıp karnımızı doyurup; hatta dayanamayıp paket yaptırıp,yanımız alıp öyle ayrıldık Bursa'dan. :) Servis te gayet hızlı. :) 

  Ardından İznik Gölü kenarında biraz mola verdik. :)
 Ve rotamızı İnegöl ilçesinin yaklaşık 17 km uzağındaki, Türkiye'nin ikinci en büyük mağarasına çevirdik. Oylat Mağarası. :)



Buralarda resim çekilirken henüz başımıza geleceklerden haberimiz yoktu. Gerçekten korkudan titreyerek sonuna kadar çıktık mağaranın. Bir de tesadüf mü bilmiyorum çok az kişi vardı. Mağara da büyük olduğundan kendimizi orada yapayalnız hissettik. Başımıza bi iş gelse kimsenin haberi olmaz diye düşünmedim değil. :D İçerisi buz gibi olmasına,ağzımızdan nefes alıp verdikçe buharlar çıkmasına rağmen; terler içinde kaldık. :) İnstagramda paylaşırken dediğim gibi; ''Korku filmi yanında halt etmiş!'' :D

 Ve ışıklandırma çok zayıf. Sanki özellikle yapılmış gibi. :)
 Giriş ücreti yanlış hatırlamıyorsam 7,5 liraydı. :)
Etkisinden kurtulmamız epey sürdü. Girişte dar bir bölüm vardı merdivenleri çıktıktan sonra; bi ciik ciik,tıs tıs  sesler duydum. ''Ay yılan mııı?'' diye oraya buraya kaçışıyorum. Meğer yarasaymış. :D Nefesim kesildi korkudan çektim iki kere Ventolin'den yine de sonunu gördüm mağaranın. Sonrasında çıkmak ta epey sürdü mağaradan.Çıktıktan sonra bir 15 dk dinlendik baya korkmuşuz. :D Oradan da Bursa merkezdeki otelimize gidip yerleştik. Devamı daha sonra sanırım. Unutmuşum yazmayı. Hatırlamak için, anıları tazeyken hep yazmak dileğiyle. :) 




17 Mart 2014 Pazartesi

AYŞE MEYRA'MIZ VARMIŞ BİZİM. :) :*

Gönderen eesraaanınblogsesi zaman: Pazartesi, Mart 17, 2014 11 yorum
 Merhabalar. :) Yiğenimle geç kalmış bir tanışma hikayesi hazırladım bize,size en çok ta ona sanırım. :) Hayatımıza girdiğinden bu yana odak noktamız değişti sayesinde. Teyzelik nasıl birşeymiş,yiğen nasıl sevilirmiş öğrendik.Uzun ve duygusal konuşmalara girişmeyeceğim. :) Biraz zor bir yolculukla aramıza katıldı 27 Eylül 2013 tarihinde. İlk gördüğüm gibi ''Ahh Made in China'm'' dedim. Tabi o çekik gözler şişliktenmiş. :)

8 Ocak 2014 Çarşamba

FIRINDA BALIK MENÜ TAHTASI VE TARTIDA BİBER HAVLUSU! :)

Gönderen eesraaanınblogsesi zaman: Çarşamba, Ocak 08, 2014 8 yorum
Biriken anıların ,işlerin fotoğraflarını bir türlü toparlayamadığım için, bloga yazı yazmama konusunda rekorumu kırdım. Bu arada da öyle çok mailler aldım ki, güzel sözleriniz ve dualarınız için çok teşekkür ederim. Sonra bir baktım bloguma sahipsiz kalmış sanki yavrucak. :) Şu an son siparişlerim olan havlu ve tahtadan başlıyorum paylaşımlarıma. Ardından resimleri toparlayıp postları hazırlamaya,karınca modu çalışmaya, arayı kapatmaya devam. :) 

21 Kasım 2013 Perşembe

@esranindukkani'na HOŞGELDİNİZ EFEM! :)

Gönderen eesraaanınblogsesi zaman: Perşembe, Kasım 21, 2013 13 yorum
 Merhabalar bugün siparişlerimi kargoya verdim. Güneş ışığını kaybetmeden resimlerimi çekmeye çalıştım. :) Havlularım çok beğenilince dükkan açmaya karar vermiştim instagram'da. Sonrasında beğendiğim ürünleri de eklemeye karar verdim. Talep olur mu olmaz mı nasıl gider diye düşünmedim değil. Şükür güzel gidiyor. :)
 Bende her yerde bulamayacağımız şeyler seçip ekliyorum dükkanıma. :)

15 Kasım 2013 Cuma

KİŞİYE ÖZEL ÇARPI İŞİ HAVLULARIM VE SİPARİŞLERİM :)

Gönderen eesraaanınblogsesi zaman: Cuma, Kasım 15, 2013 8 yorum
Bu aralar havlular ve iplerle, arada da boyalar ve vernikle haşır neşirim. :) Mutfak için hazırladığım Menü Tahtası'na takım olarak bu minnak havluları tasarlayıp,işledim. :) İlk hediyem EmrEsra blogunun sahibesi için oldu. :) Henüz bir gün ayarlayıp görüşemedik ama en kısa zamanda görüşmek üzere diyorum. :) Yuvasına gitsin dimi bu havlucuk artık.:)
Havlulara kendi imzamı seçtiğim ve kullandığım düğmelerle atmak istedim. Çok ta güzel düğmeler buldum. :) Buldukça da yeni birşeyler çıkıyor ortaya. Şimdilik üç modelimiz var. Yakında Kitchenaid'li ve mutfak terazili modellerimiz de gelecek. :)

Esra'nın Blogsesi Copyright © 2012